Sayın Genel Başkanımız Mehmet Onur Kılıç’ın 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

Güncelleme tarihi: 29 Ağu

Bugün, bir milletin yalnızca bir savaşı kazanmadığı; kendi geleceğine sahip çıkma iradesini bütün dünyaya ilan ettiği büyük bir zaferin 104. yıl dönümünü kutluyoruz.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere ulaştı. Bu zafer, Anadolu’nun işgalden kurtuluşunun önünü açarken, millet egemenliğine dayanan bağımsız bir Cumhuriyetin kurulacağı tarihsel süreci de geri döndürülemez biçimde güçlendirdi.
Bu nedenle 30 Ağustos yalnızca geçmişte kazanılmış bir askerî zafer değildir.30 Ağustos; “Bu ülkenin kaderini başkaları belirleyemez” diyen bir milletin iradesidir.
O gün Kocatepe’de, Dumlupınar’da, Anadolu’nun dört bir yanında ortaya konulan irade; yoksulluğa, yokluğa, işgale ve teslimiyet anlayışına karşı verilen bir mücadelenin iradesiydi. O iradenin nihai hedefi yalnızca düşmanı topraklarımızdan çıkarmak değil, egemenliği millete ait, bağımsız ve çağdaş bir ülke kurmaktı.
Bugün bize düşen görev, bu büyük mirası yalnızca törenlerde anmak değildir.
Çünkü bir milletin tarihini hatırlama biçimi, geleceğini nasıl kuracağını da belirler. Geçmişin gerçeklerini değiştirmek, bazı kahramanların adını küçültmek, bazı mücadeleleri görünmez kılmak ya da Cumhuriyet’in kuruluş iradesini başka anlatıların gölgesinde bırakmak; yalnızca tarihe yönelik bir tartışma değildir. Bu, gelecek kuşakların nasıl bir Türkiye tasavvur edeceğine ilişkin bir mücadeledir.
Biz biliyoruz ki tarih, bugünün siyasi ihtiyaçlarına göre yeniden yazılabilecek bir propaganda metni değildir.
Tarihi yapanların emeği, fedakârlığı ve mücadelesi; günübirlik siyasi hesaplarla silinemez.
Birileri geçmişi yeniden tarif etmeye çalışabilir. Ancak milletlerin hafızası, siyasi iktidarların söylemlerinden daha uzun ömürlüdür. Kocatepe’de başlayan yürüyüşü, Dumlupınar’da kazanılan zaferi, 9 Eylül’de İzmir’e giren Türk ordusunu ve nihayetinde 29 Ekim 1923’te kurulan Cumhuriyet’i birbirinden koparamazsınız. Çünkü bunların tamamı aynı tarihsel iradenin parçalarıdır.
Cumhuriyet Emek Partisi olarak bizim için 30 Ağustos’un anlamı da tam olarak burada başlar.
Biz, tarihiyle kavga etmeyen; tarihinden güç alan bir Türkiye istiyoruz.
Atatürk’ün önderliğinde kazanılan bağımsızlık mücadelesini bir siyasi partinin değil, bütün milletimizin ortak mirası olarak görüyoruz. Cumhuriyet’i ise yalnızca geçmişten kalan bir yönetim biçimi değil; egemenliğin saraylardan, imtiyazlardan ve dar bir zümreden alınarak millete verilmesinin adı olarak değerlendiriyoruz.
Bu nedenle bizim Cumhuriyet anlayışımız; yalnızca takvimdeki bir rejim değişikliğini değil, emeğin değer gördüğü, adaletin üstün olduğu, yurttaşın eşit olduğu, bilimin ve aklın yol gösterdiği, tam bağımsız bir Türkiye idealini ifade eder.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı da budur: Geçmişi inkâr etmek değil, geçmişten ders çıkarmak. Cumhuriyet’i tartışma konusu yapmak değil, Cumhuriyet’i demokrasiyle, adaletle ve emekle güçlendirmek. Milleti birbirine karşı konumlandırmak değil, aynı ortak gelecek etrafında buluşturmak.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’un ve Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını; vatanımızın bağımsızlığı için can veren aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Tarihi yazanlara borcumuz, tarihi doğru hatırlamaktır. Cumhuriyet’e borcumuz ise onu gelecek kuşaklara daha güçlü teslim etmektir.
Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan milyonlarca vatandaşımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
MEHMET ONUR KILIÇ
CUMHURİYET EMEK PARTİSİ GENEL BAŞKANI



Yorumlar